2002 Sezonu Polonya Ekibi Kazısı

Bu yılki kazılar, geçtiğimiz yılki kazılarda belirlenen iki Roma dönemi binasının tanımlanması ve kazılmasıyla başlamıştır. Dar bir koridorla birbirinden ayrılan bu iki binanın, kil objelerin yapımı ve depolanması amacıyla kullanıldığı anlaşılmaktadır. Açmanın kuzey kısmında ağırşaklar ve çömlek üretimi için kullanılmış olan beş adet seramik fırını kazıl
mıştır. Bunlar, birbirinin içine geçmiş kerpiçlerden oluşan bölümlü bir üstyapıya sahip ve önünde geniş bir kül alanı olan dört adet dörtgen fırınla, kubbeli bir üstyapısı olan ve birçok kil katmana sahip dairesel bir fırından oluşmaktadır. Bu yılın kazıları bu yapıların konumlanmasını daha iyi anlamamızı sağlamıştır. Yapıların doğudan kesilmiş bir teras üzerine yerleştirilmiş oldukları gözlenmektedir. 2001 yılı kazılarında belirlendiği üzere, inşa edilen binalar daha sonra yakılarak yıkılmış ve hemen hemen aynı plana uyarak tekrar yapılmıştır. Ele geçen çanak-çömleğin ilk analizleri geç Helenistik/erken Roma dönemine işaret etmektedir.Bu binaların altında yüksek miktarda kireçtaşı parçaları barındıran bir tabaka bulunmuştur. Şu aşamada işlevi tam olarak belirlenememiş olan bu katman, taş döşeli bir alan ya da bir duvar kalıntısı olabilir. Bu kireçtaşı katmanının büyük kısmı Helenistik/Erken Roma yapısını inşa edenler tarafından temizlenmişse de, bazı parçalar açmanın çeşitli bölümlerinde
in situ olarak ele geçmiştir. Bu katmanın yerleşimin önceki evreleriyle ilişkili olduğuna kuşku yoksa da, tam tarihlendirilmesi şu aşamada yapılmamıştır.Bu yıl keşfedilen yerleşimin son aşaması, açmanın batı bölümünde bulunan bazı küçük geç Neolitik/erken Kalkolitik odaların duvarlarından oluşmaktadır. Bu Neolitik binanın kazısı önümüzdeki sezon başlayacaktır. Bu bina ile ilişkilendirilen kırmızı boyalı bir sıva bulunmuştur. Diğer ilginç bir buluntu ise antropomorfik bir figürindir. Bu yapılardan başka, çanak-çömlek, obsid
iyen aletler, öğütme taşları, kil fırınları, ve eğrik ağırlıkları gibi pek çok Helenistik, Kalkolitik ve Neolitik buluntular ele geçmiţtir. Bulunan çanak-çömlekte değişik pek çok form ve süslemeye rastlanmıştır.İlk iki kazı sezonu, doğu höyüğünün Neolitik dönemden çok sonralara dek süren uzun ve karmaşık bir tarihinin olduğunu göstermektedir. Neolitik dönemle birlikte sona ermeyen höyüğün hayat hikayesi, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde de devam etmektedir. Çevrenin önemli bir parçasını oluşturan h
öyüğün, yaşayanlar ve ölüler için sıklıkla kullanılmış bir mekan konumunda olduğu anlaşılmaktadır.