
|

|
 
 
Jerzy Drozdz
Polonya Cumhuriyeti eski Ankara Konsolos ve Kültür Aytaşesi
P.C. Brüksel Başkonsolosu
(Giriş sayfasına dönmek için tuşla)
XIX. Yüzyıl Osmanlı Ordusunda Polonyalılar
Türkiye’de Polonya Askeri Birlikleri Kurma Girişimleri (1853 - 1857)
Kırım Savaşı, uzun bir zamandır Avrupa’da yeni bir savaş çıkacağı umudunu yaşayan ve Türkiye’nin şahsında güvenilir bir müttefik gören Polonya göçmenleri arasında yeni bir hareketlilik doğurmuştu. Savaşın ilk döneminde bu umutların gerçek olacağı, Prut’daki savaşın kısa süre de Podolya’ya sıçrayacağı, bunun ardından da Wernyhora’nın "atlarını Vistül’de sulayan Türkler" kehanetinin gerçekleşeceği sanılmıştı.
Sürgünde atıl durumda yaşayan yüksek rütbeli Polonyalı subaylardan Türk ordusunda faydalanılacağının ilk sinyali Michal Czajkowski - Sadık Paşa’dan gelmiştir. Türkiye’ye yerleşmiş Kazaklardan (Polonyalıları, Bulgarları, Sırpları, Musevileri, Eflaklıları toplayarak) Kazak Alayı adı verilen bir askeri birlik örgütler.2 Paşa, artık Prens Czartoryski’nin resmi ajanı olmamakla ve artık bağımsız faaliyet yürütmekle birlikte, bir zamanlar temsil ettiği göçmen grubuyla dayanışma içinde olmaya kendisini mecbur hissediyordu. Burada Sadık Paşa’nın, yeni bir ad almasına ve dinini değiştirmesine karşın, Polonyalılığını göstermek isteğinde olduğunu vurgulamak gerekli. Bu tavrı, İslama geçişine Polonyalı göçmenler gözünde haklılık kazandırmak ve sanki onu mazur göstermek denemesi gibiydi. Kırım Savaşı’nın ilk aylarında, Polonyalı subaylarla işbirliği yapmanın mümkün olduğu fikrini ortaya atan da O’ydu. Onun çabaları sonucunda Türk yetkililer, beş Polonyalı subayı, general rütbesi vererek orduya davet ettiler. Bunlar W. Zamoyski, W. Chrzanowski, F. Breanski ve K. Rozycki idi.
Polonyalıların bir Polonya ordusu kurma yönündeki çabaları, Avusturya’nın, müttefiklerini göçmenlerin Tuna’da faal şekilde çarpışan orduya alınmamasına zorlama girişimine yol açtı. Yeni bir devrimden korkulduğu için, öncelikle Lehlerden ve Macarlardan kurtulunmak isteniyordu. Bu durumda Lambert Otel, Polonyalı göçmenlere, Küçük Asya’da örgütlenmekte olan Türk kuvvetlerine katılmaları direktifini vermiştir. Onların, Rus Kafkas Kolordusu’nda görevli Polonyalılarla ve Kafkasya’da yol inşaatında çalıştırılan Polonyalı işçilerle birleşebilecekleri hesabı yapılıyordu. Kafkaslar’dan kaçan Polonyalıların ifadelerine göre, orada, Türk ordusu saflarına katılmaları istenen çok sayıda Polonyalı bulunmaktaydı. Prens Adam, bu işin halledilmesini tümüyle Sadık Paşa’ya havale etmişti. Polonyalıların, çeşitli kolordulara dağılıp gitmesini önlemek için, göçmelerin birkaç birlikte toplanmaları hedefleniyordu.
Türklerce davet edilen beş subaydan üçü görevi kabul etti: Ludwik Bystrzonowski (Arslan Paşa), Feliks Breanski (Şahin Paşa) ve daha ilerideki bir tarihte - ve başka bir görevle - Wladyslaw Zamoyski. Bystrzonowski ve Breanski, 1853’ün Kasım ayında İstanbul’a gelirler ve tuğgeneral olarak atanırlar. Polonya tarafı, subaylarının yeteneklerinden Avrupa cephesinde yararlanılacağını düşünmektedir, ne var ki buna Avusturya’nın karşı çıkması nedeniyle, subaylar Kafkas cephesine gönderilirler. Aynı tarihlerde, Batum civarlarında Rus ordusundan kaçmış Polonyalı askerlerin oluşturduğu kalabalık bir grup bulunmaktadır. Her iki general de, Lambert Otel’in direktifleri doğrultusunda, söz konusu (yaklaşık 800) askerden Türkiye’de bir Polonya taburu oluşturmak isteğindedirler. Ne yazık ki, Türk Genel Kurmay Başkanı ile (ki o tarihte Fransız General Richard Debaufre Guyon’dur) Kars’ın savunulması ve Türk ordusunun yeniden örgütlenmesi konularında askeri yaklaşımlarda ortaya çıkan anlaşmazlıkları sonucunda her iki general de Kafkaslar’dan geri çekilmelerini talep etmiş, 1854’ün Ekiminde dönmüşlerdir. General Bystrzonowski, 1854’ün son aylarında, Türkiye’den kesin olarak ayrılmadan önce, Osmanlı’ya, Polonyalı asker kaçaklarından Kafkas Krakusları Ordusu kurulması projesini sunmaya çalışmış, ancak bunda başarılı olamamıştır.
Bystrzonowski, İstanbul’da bulunduğu dönemde (W. Zamoyski’nin Ocak 1854’de İstanbul’a gelişine kadar) Prens A. Czartoryski’nin grubunun çıkarlarının temsilciliğini üstlenmişti. Lambert Otel adına Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye’de Polonya askeri birlikleri oluşturulması konusu üzerine görüşmeler yürütüyordu.
Türk yetkililerin gözünde bu projeler gerçekçi olmaktan uzaktı, zira Türkiye, İngiltere ve Fransa’nın desteği olmaksızın, uluslararası arenada Polonya meselesini yüklenecek bir durumda değildi. Lambert Otel ise Türkiye’de Polonya birliklerinin kısa sürede oluşturulmasının, Rusya ve Avusturya’nın barış ve savaşı sona erdirme çabalarına girişmelerine neden olacağından çekinmekteydi. Ki böyle bir durum, Polonya planlarının fiyaskoya uğraması demek olurdu. Rusya’yı epeyce bir zayıflatabilecek ve sonuçta müttefikleri zafere ulaştıracak bu savaşın uzayıp gitmesi önemliydi. Otel Lambert’in görüşüne göre, Polonya’nın özgürlüğünü kazanması emrivakilerin oluşturulmasına bağlıydı. Bağlaşık devletler böylece dikkatlerini Polonya meselesine çevirmek zorunda kalacaklardı. Bu açıdan Türkiye’de kurulacak Polonya birlikleri önemli rol üstlenecekti.
Türkiye’de Polonya lejyonlarının kurulabilmesi için iki göçmen grubu, yani monarşi yanlıları (Otel Lambert) ve demokrasi yanlıları (Paris Grubu) uğraş veriyordu. Demokratlar, Macar İsyanı’nın yenilgiyle sonuçlanmasının ardından İstanbul’da, Franciszek Sokulski önderliğinde bir örgütlenmeye gitmişlerdi. Sokulski, 1853 Mayısında Osmanlı’ya Polonya demokratik lejyonunun kurulması ricasını götürmüştü. Onun bu konudaki çabalarını desteklemek üzere, Karol Brzozowski (efsanevi Kara Avcı) Paris’ten İstanbul’a gelmişti. Ancak Vezir-i Azamın yanıtı olumsuzdu.
Polonya meselesinde üç farklı anlayışın birbirleriyle rekabet halinde olduğu, Türk makamları açısından bu dönemde İstanbul’da meydana gelen olaylar ışığında açıklık kazanmıştı. Bu anlayışlar ve onları temsil eden gruplar şöyleydi: a) Monarşi yanlıları (Kırım Savaşı’nda Türk ordusu saflarında çarpışacak Polonya birlikleri oluşturulması), b) Demokratlar (Polonya askerlerinden kurulu, Polonya kurmaylarının komutasında ve Polonya bayrağı altında çarpışacak bağımsız Polonya lejyonlarının oluşturulması), c) Sadık Paşa yanlıları (Türk ordusu bünyesinde Polonya kurmayları komutasında Polonya-İslav birlikleri kurularak Rusya’ya karşı savaşta İslav birliğinin sağlanması).
İşte böyle bir atmosferde Wladyslaw Zamoyski, Boğaz kıyılarına bir kez daha gelir (26.01.1854). Türk makamları, ona önce "mirliva" (tuğgeneral), ardından da "ferik paşa" (tümgeneral) rütbesi verirler. Prens A. Czartoryski ise onu İstanbul’daki temsilcisi olarak görevlendirir. İstanbul’a geliş nedeni, elbette, Polonya birliklerinin oluşturulmasının gerekliliğine Osmanlı’yı ikna etmektir. Görevinin daha hemen başlangıcında Zamoyski, yeni rakibiyle karşı karşıya gelir: General J. Wysocki. General, demokratik Polonya grubundan aldığı görevle İstanbul’da bulunmaktadır.
Gösterdiği çabaya karşın, İngiltere ve Fransa General Wysocki’nin projesine olumsuz yaklaşmışlardır. 1854 Mayısına gelindiğinde, Polonya askeri birlikleri oluşturmak için savaş meydanında bir tek Otel Lambert kalmıştır. Bu konudaki yeni kararlar Kasım 1854’de, Sultan Abdülmecit’in fermanıyla, Türk makamları 2. Kazak Alayı’nın kurulabileceği haberini verdikleri zaman alınır. Alayın kurucusu Zamoyski, askerlerinin tamamı ise Türkiye’ye hizmeti kabul etmiş Polonyalılar olacaktır. Başlangıçta bu alayın mali açıdan desteklenmesi Türk makamlarınca yapılır (Türk Ordusu Komutanı Ömer Paşa, bu iş için 100 bin Piastra ayırır, ancak bu yeterli olmaktan çok uzak bir meblağdır). İleride Fransa’dan gelebilecek bir yardıma bel bağlanmaktadır, zira padişahın bu konudaki fermanında da işaret edildiği gibi, Polonya birliğinin oluşturulmasının hamisi III. Napolyon’dur (ki bu da, o süreçte birkaç kez imparatorla görüşmüş olan Prens Adam Czartoryski’nin girişimlerinin etkisinin bir göstergesi olmaktadır). Padişah, ilk Polonya alayının olduğu gibi, ikinci Polonya alayının da komutanlığını Mehmet Sadık Paşa’nın yapacağını bildirmiştir. Bu karar, General Zamoyski’nin keyfini kaçırır. Bu konudaki kararları değiştirmeye uğraşır. Sonunda, Eylül 1855’de Sultan Kazakları’ndan , asker maaşları İngiltere tarafından karşılanmak üzere, bir tümen oluşturulabileceğini bildiren İngiltere de işin içine karışır. Böylece, 2. alayın kuruluşundan hemen hemen iki yıl sonra Türkiye (her şeyden önce mali zorluklar nedeniyle), İngilizlerin önerisini tereddütsüz kabul etmiştir.
Burada İngilizlerin hangi motivasyonlarla hareket ettiğine de bir açıklık kazandırmak gerekir. İngilizler, bir Polonya birliğinin oluşturulmasının, Polonya Cumhuriyeti’nin yeniden kurulması planlarıyla uzaktan yakından hiç ilgisi olmadığını açıkça hissettirmişti. Kendi ulusal renklerini taşıyan, bağımsız bir Polonya silahlı gücünü, yalnızca "Türkiye’nin siyasi sorumluluğu" altında olması halinde desteklemeye hazırdılar. Avusturya ve Prusya’nın buna karşı çıkacaklarını öngörürken İngiltere, Polonyalılardan, cumhuriyetin yeniden bağımsızlığını kazanabilmesi uğrunda varlarını yoklarını feda edecek askerler olarak yararlanmayı istiyordu. İngiltere, kendi çıkarlarını feda edemezdi. İşte bu yüzden, Polonyalıların Kırım Savaşı'na gönderilmelerinin siyasi sorumluluğunu Türkiye’ye yüklemeyi istemişti.
Kazak Alayı’nın İngiltere komutasına bırakılması, Sadık Paşa’yı öfkelendirmiştir. Bu haberi, 1855 Kasımında 2. Alay’ın geçici komutanı Wincenty Slubicki’ye bildirir. Birliğin resmi kuruluş belgesinde, "1000’er kişilik iki süvari alayı, bir topçu taburu, 1000 kişiden kurulu bir tugay ve 500 atlı bir süvari alayı ile ikinci bir tugaydan ibaret toplam 4000 mevcutla" kurulacak Sultan Kazakları Tümeni’nin örgütlenmesinde, 2. Alay’ın hareket noktası olacağı vurgulanıyordu. İngilizlerin verdikleri sözlere göre, savaş bittikten sonra bu yapı olduğu gibi yeniden Türk ordusuna bağlanacaktı. Türklerin böyle bir çözüme onay vermemeleri durumu için ise, İngiltere, Polonyalılara Batı Avrupa ülkelerinden birine geliş serbestisi ve uygun miktarda da para ödülü sağlıyordu.
Bütün bunlara rağmen, 2. Alay’ın W. Zamoyski komutasında oluşturulması örgütsel, teknik ve mali açılardan önemli sorunlarla karşı karşıyaydı. Dört bin kişilik bir alay kurmaya girişmek, Polonya göçmenlerinin olanaklarını aşan bir şeydi. Genç gönüllülerin katılımında da eksiklik görülüyordu. Bir kısmı Prens Adam yanlısı, diğerleri Sadık Paşa ya da demokratların taraftarı Polonyalı göçmenler arasındaki görüş ayrılıkları, bir seferberlik için uygun şartlar yaratmıyordu.
Sadık Paşa’nın dört gözle beklediği şair Adam Mickiewicz, İstanbul’a, işte böylesine olağanüstü karışık bir durumun tam ortasına gelir. Polonya’nın bu en büyük vatan şairi, Sadık Paşa ile birlikte, Prens Napolyon (Plon-Plon) ile Prens Adam’ın kızı Izabela Czartoryska’nın muhtemel evlilikleri vasıtasıyla Fransa’dan siyasi alanda yararlanma planları yaparlar. Ne yazık ki, Adam Mickiewicz’in Türkiye’deki varlığı beklenen etkileri doğurmaz. İstanbul göçmen grubu arasındaki düşünce ayrılıkları daha da keskinleşir. Hayal kırıklığına uğramış ve şevki söndürülmüş Mickiewicz, ömrünün son günlerini İstanbul’da geçirir. 26 Kasım 1855’de ölür.
Yine bu süreçte Avusturya, ordusu içindeki devrimci havayı kışkırttığı suçlamasıyla Sadık Paşa’yı İngiliz, Fransız ve Türk hükümetlerine şikayet eder ve Sultan Kazakları’nın Bulgaristan’dan geri çekilmesi talebinde bulunur. Türkiye, Avusturya’nın bu talebine boyun eğerek söz konusu birliklerin Kırım’a ya da Asya’da aktarılması kararını alır. Bu karar, Sultan Kazakları’nın birinci ve ikinci alaylarında büyük bir gerilime yol açmıştır. Askerler, çok radikal bir şekilde bu kararı protesto eder ve bir isyan başlar. Sadık Paşa, isyancıları ve firarileri çok sert şekilde cezalandırmak zorunda kalmışsa da, Kazakların ve Polonyalıların asıl faaliyet alanlarının Türkiye’nin Asya kısmı değil, ama Tuna ve Dinyester olması gerektiğini belirtmekten de geri durmamıştır.
Zamoyski tarafından örgütlenen 2. Alay da zor şartlarla yüz yüzedir. Teçhizatta, kadroda ve yaşam standartlarında birçok eksikleri bulunmaktadır. İngilizlerin Çarlık ordusundan esir aldıkları Polonyalı 350 askerin serbest bırakılmasıyla sorunun kısmen çözümü öngörülmektedir. Ocak 1855’de söz konusu asker grubu, Plymouth’dan İstanbul’a gelir. Başka gönüllülerin de katılımını sağlayabilmek için Batı Avrupa’da seferberlik masaları açılır. Yabancılar Lejyonu’nda ve Sivastopol’ün düşürülmesinden (09.09.1855) sonra Kırım’da esir tutulan birkaç bin Rus askeri arasında da gönüllü arayışına gidilir.
Bir Polonya alayının kurulmasıyla ilgili yeni girişimler, 1856’ın Mart ayı ortalarına kadar devam etmiştir. Daha önce anımsattığımız gibi, 30 Mart 1856 tarihinde Paris’te Kırım (Doğu) Savaşı’nı bitiren anlaşma imzalanmıştır. Bu, İngiliz hükümetinin alayı tasfiye etmesine neden olmuştur.
Vezir-i Azam Mehmet Emin Paşa da, barış zamanında Türkiye’nin yabancılardan kurulu bir orduyu sınırları içinde barındırmak istemediğini, dolayısıyla Sultan Kazakları’nı Osmanlı Ordusu bünyesine kabulü reddettiklerini Zamoyski’ye bildirmiştir. İşte böyle bir durumda, 31 Temmuz 1856’da Zamoyski son emrini, yani tümenin tasfiyesi emrini verir.
General Wladyslaw Zamoyski’nin Sultan Kazakları’nda görev yapmış askerlerin bundan sonraki yazgıları, farklı farklı yollarda ilerler. Türk hükümeti, onlara Türk topraklarında kalış olanağı tanımıştır. Vatandaşlık hakkı verilmiş ve yerleşimleri için yardım sağlanmıştır. Polonyalıların Türk ordusu bünyesinde yeni kurulan Yol ve Köprüler (İstihkam) Kolordusu’nda özel bilgi gerektiren görevlerde kullanılmaları planlanmaktadır.
İngiliz hükümeti ise, tümenin tasfiyesi ardından, Polonyalıların Amerika’ya ve İngiltere’ye gelebilme şartlarını duyurur. İlk etapta tümenin 1600 askerinden yaklaşık 500’ü Türkiye’den ayrılıp Batıya gider. 64’ü Afrika’ya gidip Yabancılar Lejyon’unda görev alır. Geriye kalanlara ise askeri bir görev kapsamında Kafkasya’ya seferine ya da Tesalya’daki Polonya kolonisinin kuruluş çalışmalarına katılmaları önerilir. Kafkasya’ya gidiş gerçekleşir, ancak umulan sonuçlar elde edilemez ve Polonyalılar İstanbul’a geri dönerler.
1857 Nisanında Haydarpaşa kışlasından 150 asker, Reşit Paşa’nın hibe ettiği topraklarda bir Polonya kolonisi kurmak üzere Tesalya’ya doğru yola çıkar. Çeşitli sorunlar (inşaat malzemesi eksikliği, Reşit Paşa’nın ölümü, sıtma salgını) neticesinde, 1858 Mayısında köy tasfiye edilir. Köy sakinlerinden bir grup Polonezköy’e taşınır.
Tasfiye edilen tümende W. Zamoyski komutasında görev yapmış 200 asker de, Sadık Paşa’nın Sultan Kazakları Alayı’na geçer. Geri kalanlar, ya Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bir yerlere yerleşme imkanı aramakta ya da (yaklaşık 400 kadarı) İstanbul’da, Batıya gitmeleri için İngiltere’nin söz verdiği mali yardımı beklemektedirler. Birkaçı ise Köprüler ve Yollar Başmüdürlüğü’nde görev alırlar.
Kırım Savaşı sırasında Türkiye’de bulunan Polonyalılar, adlarını yalnızca savaşa katılımlarıyla duyurmamışlardır. Aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gelişmesi ve modernizasyonuna da katkıları olmuştur (bunun için bakınız: Biyografi Notları - Bielinski, Borzecki, Breanski, Bystrzonowski, Czajkowski, Dobrowolski, Freund, Ilinski, Jakubowski, Jordan kardeşler, Koscielski, Laski, Przewlocki, Wierzbicki, Wolski).
(Giriş sayfasına dönmek için tuşla)
|
|

|


|