I.
AB genişlenmesinin genişlemiş AB’nin tamamı için sonuçları
1) AB'nin siyasi
söyleminin niteliğinin değişmesi:
Başka
tarihsel (büyük değişimle, reformlarla ilgili) deneyimlerin AB’ne taşınması.
2)
AB dış politikasının değişmi.
II.
AB üyeliğine verilen toplumsal desteğin artması.
AB
üyeliği için Polonya toplumun verdiği destek, (Polonya Kamuoyu Araştırmaları
Merkezi tarafından 2004’ün Aralık ayında yapılan “Polonya’nın AB'ne
Üyeliğinin Sonuçları Hakkında Görüşler” başlıklı araştırmaya göre) %76’ya
ulaşmıştır. Polonya'nın AB üyeliği, Polonyalılar tarafında geçen yılın
sonbaharında III. Cumhuriyet’in - konuşma özgürlüğü ve serbest seyahat
hakkının hemen yanında ve NATO üyeliğinin önünde yer alan - en büyük
başarısı olarak kabul edilmişlerdi.
III.
Ekonomik boyut
1)
Polonya ekonomisindeki hızlı büyüme: 2004 yılında GSMH’daki artış,
Polonya İstatistik Enstitüsü’nün kesinleşmemiş rakamlarına göre, (1997’den
bu yanaki en yüksek artışla) reel olarak %5.4 şeklinde gerçekleşti.
Enflasyon ise, öngörülen enflasyon oranıyla kıyaslandığında, çok yüksek bir
rakam değil.
2)
Polonya ihraçatının dinamik gelişimi: Polonya'nın AB ülkeleri
pazarlarındaki rekabet gücü ve Polonya şirketlerinin AB üyeliğine iyi
hazırlanmış olmaları, Polonya ihraç mallarına yönelik yüksek bir dış talebin
olmasında belirleyici rol oynamaktadırlar.
3)
Polonya'ya yabancı yatırım akışının artması: Yabancı yatırım
açısından dört yıldan bu yana en başarılı yıl, 2004 yılı olmuştur.
4)
Tarım pazarının açılması: Tarım sektörüne ve tarım sektörünün, gıda
sanayinin, çiftçilik kapsamında faaliyet sürdüren kooperatif bankacılığının,
tarım makineleri sanayinin içinde bulundukları durumun iyileştirilmesine,
çeşitli hizmetler biçiminde 7,5 milyar Zloti aktarılmıştır. Köy bölgelerini
kalkındırma fonlarıyla, tarımın modernizasyonu için yapısal fonlardan
aktarılan kaynaklarla doğrudan yapılan ve 17 Ekim 2004’te devreye sokulan
sübvansiyonlardan başlayıp ihracata yapılan katkılarda ve ürün fazlasının
devlet tarafından satın alımında sona eren bir dizi mali enstrüman
çiftçilerin kullanımındadır.
5)
Tarımsal gıda üreticiliğinde “patlama”: Üye ülkelerle yapılan
tarımsal gıda ürünleri alışverişinin bakiyesi yüksek ve artı değerdedir.
Tarımsal gıda (başlıcaları et, süt ve yumurta olmak üzere) ürünlerinin 25 AB
ülkesine satışındaki artış, yaklaşık %42 oranındadır.
6)
AB üyesi olmayan komşu ülkelerle ekonomik ve sosyal ilişkilerin
geliştirilmesi: Rusya’ya ve Ukranya’ya ihracatta bir artış meydana gelmiş
olup bu, Polonyalı üreticilerin tarımsal gıda ürünleri ticaretinde AB ihraç
sübvansiyonları kapsamına alınmış olmalarıyla kısmen ilintili bir sonuçtur.
7)
Polonya nakliye şirketlerinin mali durumunda düzelme ve fiziksel
kontrollerin kaldırılmaları, idari ve gümrük işlemlerinin elimine
edilmeleriyle gerekli izinlerin alınması masraflarının kaldırılması
sayesinde yeni hizmet türlerinin devreye sokulması imkanı.
8)
Polonya'yı ziyaret eden turistlerin sayısında %35’lik bir artış.
IV. İş piyasası
1)
Eski 15’lerden 3 ülkede (yani İsviçre, İngiltere ve İrlanda’da)
Polonya vatandaşları için çalışma izni alma zorunluğu tamamen
kaldırılmıştır. Polonya’nın Hollanda, Danimarka ve İtalya iş pazarlarına
girişi hatırı sayılır ölçüde kolaymıştır. Bu durum, ne Polonya'lıların iş
arayıp bulmak için başka ülkelere kitleler halinde göçüne ne de bir “sosyal
ihtiyaçlara dayalı turizme” neden olmamıştır.
2)
1 mayıs 2004 tarihinden sonra iş piyasalarını Polonya’ya tamamen açan
üç ülkede, (İrlanda'da 14 bin, İsviçre'de 1.6 bin, İngiltere'de 50 bin
civarında olmak üzere) aşağı yukarı 65 bin Polonya vatandaşı istihdam
edilmiştir. İstihdam rakamı artmıştır, ancak makul bir derecededir. Birçok
örnekte üyelik, ikametin ve istihdamın yasallaştırılması olarak
kullanılmıştır. İngiltere’nin, kendi verilerine göre, bu kalemden bütçesine
yaklaşık 20 milyon Font girdisi olmuştur.
3)
2004 yılında yaklaşık 450 bin Polonya vatandaşı, Avrupa Birliği’ne
üye ülkelerinde istihdamın (sezonluk işlerde dahil) çeşitli biçimlerinde
legal olarak çalışmaya başlamıştır.
4)
Polonya iş gücünün kozları: Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde en büyük
iş gücü kapasitesidir; üretken yaşlardaki nüfus, 2010 yılına kadar 26 milyon
kişiye ulaşacaktır; nüfusbilimsel olarak nüfusu gençtir (toplumun %35’i 25
yaş altındadır); Polonya’daki eğitim seviyesi düzelmektedir; ortalama
işçilik maliyetleri düşüktür (Almanya’dakinden 7 kat, iş gücünün en ucuz
olduğu AB ülkelerinden 2-3 kat daha düşüktür).
5)
2020 yılı için öngörülen işsizlik oranı % 11,1’e kadar düşmektedir
(ki bu da, özellikle hizmet sektörü ile küçük ve orta ölçekli işletmeler
alanında yeni iş yerleri oluşturmak ve ayrıca yüksek okul mezunlarının kendi
işlerini kurabilmelerinin kolaylaştırılması konusunda faal bir politika
yürütülmesini gerekecektir).
V. Serbest dolaşım
1)
AB’nin yeni üye ülkeleri vatandaşlarının tüm Avrupa Birliği
coğrafyasında serbestçe çalışabilecekler, tüzel kişiliklerin ise hizmet
verebilecekleri güne kadar, insan ve hizmetlerin serbest dolaşımı sadece
talepler aşamasında kalacaktır.
2)
Polonya’da kayıtlı şirketler tarafından diğer Avrupa Birliği
ülkelerinde hizmet verme konusunda normalleşme sürecine girilmektedir.
Almanya ve Avusturya’daki durum zordur (bu ülkeler, Katılım Ortaklığı
Belgesi’ndeki sınırlamalar getirme hakkını saklı tutmuşlardır); Polonyalı
şirketlerine karşı ayrımcı uygulamalar diğer ülkelerde de gözlemlenmektedir
(özellikle Hollanda, İtalya ve Danimarka’da). Ancak bu durum, Polonya
Hükümetinin sert tepkisiyle karşılaşmaktadır.
VI. AB ve Polonya’nın geleceği açısından en önemli projeler
1)
İç piyasada hizmetler hakkındaki yönetmelik taslağı üzerine
çalışmalarının tamamlanması (fazla sayıdaki muafiyet başvurularının geri
çekilmesi). Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi, hem ekonomik büyüme hem de
binlerce yeni ve verimli iş yerinin açılması açılarından olumlu neticeler
getirebilir.
2)
Katılım Ortaklığı Belgesi doğrultusunda işçilerin serbest dolaşımına
kısıtlama hakkını kullanan AB ülkeleri tarafından uygulanmakta olan
kısıtlamaların, en kısa zamanda kaldırılması gerekliliği.
3)
Mesleki ehliyet, sermaye ve mal dolaşımı konularındaki engellerin
kaldırılması şarttır (ayrıca internet aracılığı ile gerçekleştiren ticari
işlemlerin geliştirilmesi ve desteklenmesi amaçlı çalışmaların yapılması
gereklidir).
4)
2004-2006 yıllarında Polonya, kalkınmasına 70-80 milyar PLN
ayıracaktır. 2007 – 2013 yıllar arasındaki dönemde (Avrupa Birliği’nden
alınan kaynaklar, kamu, bütçe ve özel gelirler) 500 milyarlık kaynak
ayırabilme şansımız var. Ocak 2005’te Bakanlar Kurulu tarafından kabul
edilen 2007 – 2013 dönemi için Ulusal Gelişim Programının ön taslağı, bu
kaynakların doğru şekilde kullanılmasının garantisidir. Ancak UGP’na düşen
en önemli rol, hem ülke bazında hem de tüm AB açısından gelişim
farklılıkların azaltılmasıdır.
5)
AB’nin yapısal fonları ve Uyum Fonu’ndan alınan desteğin Polonya için
büyük önemi olup bu destek, Polonya’nın ekonomik potansiyelinin esaslı
şekilde geliştirlmesine, daha çağdaş hale getirilmesine ve rekabet gücünü
arttırmaya katkı sağlayacaktır.
6)
AB’nin liberalleşme programlarının hayata geçirilmeleri de, birleşmiş
pazarda, özellikle hizmet sektöründe, Polonya’nın olanaklarını
arttırabileceklerinden, Polonya için büyük önem taşıyabilirler.
7)
Polonya gelişimi için doğrudan yabancı yatırımların girişi önemlidir
(bunun aynı zamanda üretimin modernleştirilmesine, verim getirecek
örgütlenme ve işletme metodlarının uygulamasına, ayrıca yatırım ve ihracat
faaliyetlerinin genel teşvikine de etkisi olacaktır).
8)
Kamu maliye sisteminin reformunun devamı Polonya için bir şarttır.
9)
Polonya, ekonomisinin rekabet gücünün sistematik şekilde
iyileştirilmesini teminen, Lizbon Stratejisinin amaçlarını etkin ve kararlı
bir şekilde uygulamalıdır (bilim ve araştırmaya ayrılan payların, GSMH’nın
%3’üne yaklaştırılması hedefine doğru adım adım arttırılması).
Avrupa Komisyonu tahminlerine göre, 2005
yılında Polonya, Avrupa Birliği’ne üye ülkeler için en dinamik şekilde
kalkınan ülkeler arasında yer alacaktır.