II. Dünya Savaşının 60. yıldönümündeyken...


Dr. Stanislaw JACZYNSKI
Askeri Tarih Enstitüsü
Varşova


1939 EYLÜLÜNÜN 60. YILDÖNÜMÜ

1939 Yılının başlangıcı, doğuracağı sonuçların Polonya'da tam olarak kavranamadığı bir krizi beraberinde getirmişti. Polonya Dışişleri Bakanı Jozef Beck ve Almanya Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop'un Ocak ayı görüşmeleri sırasında, Almanya tarafı Serbest Kent Gdansk'ın ve sahil ''koridorunun'' Rayh'a bağlanmasını talep etmişti. Bu talepler karşısındaki Polonya, kendisini tam bir diplomatik yalnızlık içinde buldu.

1939 Yılının Şubat ayında ise, Kremlin'de yeni bir politik düşünce olgunlaşıyordu. Stalin, Batı devletlerinin edilgenliği karşısında Hitler'in, SSCB'ne de yeni politik kazanımlar ve topraklarını genişletme şansı yaratarak, ''Versailles düzenini'' mutlaka bozacağı sonucuna varmıştı. Bu yeni politik görüş, çok geçmeden, Ağustos 1939'da Molotow-Ribbentrop diye anılan anlaşmanın imzalanması ve Polonya'ya karşı savaşta Sovyet-Alman işbirliğiyle meyvalarını verecektir.

15 Mart 1939'da Alman Ordusu, Çekoslovakya Devleti'ni yok edip yerine Çek ve Moranya Protektorası'nı kurarak Prag'a girdi. Bu, Almanya, İtalya, Büyük Britanya ve Fransa tarafından imzalan, Çekoslovakya'nın bölünmesinden sonra Avrupa barışının güvencesi olmak durumundaki Münih Anlaşması'nın ihlal edilmesi demekti. Bu, Batı devletlerini bir dönüm noktasına taşıdı. 21 Mart'ta Britanya hükümeti, Polonya'ya Büyük Britanya ve SSCB ile birlikte Alman karşıtı işbirliğine katılmasını teklif etti. 30 Mart'ta ise, Britanya büyükelçisi, Varşova'da, olası bir Alman saldırısı karşısında, Polonya diplomasisinin şefine Birleşik Krallığın güvencelerini sunuyordu. İki hafta sonra, verilen bu güvencelere bir de Fransa eklendi.

Almanya'nın savaş hazırlıkları, birkaç yıldan beridir gözle görülür bir hız kazanmıştı. 1939 Nisanı'nın sonunda Hitler, Polonya'ya saldırmak için ''Fall Weiss'' şifreli askeri saldırı planlarının hazırlanmasını emretmiş; 28 Nisan'da Rayhstag'da yaptığı isterik konuşmasında, 1934 tarihli Polonya-Almanya saldırmazlık anlaşmasını tanımadığını bildirmişti. Polonya'nın tepkisi, Dışişleri Bakanı Beck'in 5 Mayıs'ta mecliste yaptığı konuşmayla geldi. Beck, bu konuşmasında birkaç kez şu sözleri tekrarlıyordu: ''Bizler, Polonya'da, ne pahasına olursa olsun, yeter ki barış olsun fikrini bilmeyiz. İnsanların, ulusların ve devletlerin hayatında paha biçilemeyecek tek bir şey vardır. O şey, onurdur.''

Ancak Avrupa barışının yazgısını, 1939 yılının Nisan ayı sonundan başlanılarak Büyük Britanya, Fransa, SSCB ve Almanya arasında sürdürülen görüşmeler belirledi. Britanya ve Fransa'nın işbirliği tekliflerine karşılık Stalin, Almanya'nın saldırması durumunda taraflara SSCB ile komşu devletlere yardım etmek yükümlülüğü veren üç taraflı bir anlaşma projesi ileri sürdü. Ancak aynı anda Stalin, Rayh hükümetine de işbirliği teklifi götürüyordu. Batılı müttefiklerin SSCB ile yaptıkları anlaşma formülünü Bakan Beck kabul etmedi.

Aynı dönemde Polonya diplomasisi, batılı devletlerden askeri alanda kesin taahütler alabilmek için, yoğun girişimlerde bulunuyordu. Almanya'nın Polonya'ya saldırması durumunda, Fransa'nın hava kuvvetleriyle, savaşın onbeşinci gününde de başlıca kara kuvvetlerini harekete geçirerek, derhal Almanya'ya savaş ilan etmesini öngören anlaşma, 19 Mayıs'ta Paris'te imzalandı. Mayıs'ın sonuna doğru ise Britanya Genelkurmayı, savaş durumunda Polonya'ya hava desteği sağlayacağının güvencesini vermişti.

23 Ağustos 1939 tarihinde, Moskova'da Molotow-Ribbentrop anlaşması imzalandı. Biçimsel olarak bir saldırmazlık anlaşmasıydı. Ne var ki, ancak savaşın bitmesinden sonra Alman arşivlerinde açığa çıkan,''Polonya'ya ait toprakların siyasi haritasının değişmesi durumunda Almanya ve SSCB'nde kalacak alanların Narev, Vistül, San nehirleri boyunca çizilen sınırla birbirinden ayrılmalarını öngören'', gizli bir ek anlaşma içeriyordu. Ayrıca Litvanya'nın Almanya etki alanına girmesi, buna karşılık Finlandiya, Estonya, Letonya ve Romen Besarabia'sının ise Sovyet alanına katılması da kararlaştırılmıştı. Böylece Stalin, Hitler'e Polonya'ya karşı hareket serbestliği tanırken Büyük Britanya ve Fransa ile bağlantısını da kopartmış oluyordu. Britanya, Fransa ve Sovyetler arasında sonuca ulaştırılamayan anlaşma Avrupa barışını kurtarabilirdi, ama SSCB ve Almanya ittifakı savaş anlamına geliyordu.

Barışın son günlerinde batılı diplomatların savaşı önlemek için gösterdikleri çaba, Hitler'in iflah olmaz inadıyla karşılaşmıştı. Almanlar, 26 Ağustos'ta artık Polonya'ya saldırmak için hazırdılar. Tank sayısında beş kat, uçak sayısında ise altı kat üstündüler. 25 Ağustos'ta Büyük Britanya, Polonya ile karşılıklı yardımlaşma anlaşması imzaladı. Hitler'in talepleri değişmemişti: İlk önce Gdansk'ın ve ''koridorun'' Rayh'a verilmesini, ardından politik görüşmeler talep ediyordu.

III. Rayh'ın Führeri, 31 Ağustos günü Kızıl Ordu'nun Polonya sınırındaki garnizon kuvvetlerini arttırdığını işitince, ''Fall Weiss'' harekatının ertesi gün başlatılması için kesin emrini verdi. Aynı gün Polonya Cumhuriyeti'nin Berlin Büyükelçisi Jozef Lipski, Almanların şartlarını öğrenmek için Alman Dışişlerine başvurmuş, ama Ribbentrop, Polonyalı diplomatı gerekli yetkilere sahip olmamakla suçlayıp onunla görüşmekten kaçınmıştı. Ertesi gün, Alman Ordusu, önceden savaş ilanı yapmaksızın, Polonya topraklarına girdi.

Polonya dış politikasının, 1939 yılında çok büyük bir manevra alanı yoktu. Almanya'nın taleplerinin kabul edilmesi, hem toprak kaybına hem de batıdaki bu güçlü komşuya derece derece bağımlılığa ulaşabilirdi. Polonya boyun eğdi diye, Hitler yayılma planlarından vaz geçer miydi, bunu söylemek de güç. Polonya hükümetinin Sovyet şartlarına rıza göstermesi de, aynı derecede kötü bir alternatifti. Baltık cumhuriyetlerinin ve zorla SSCB'ne dahil edilen Polonya sınırlarının tarihi de, oralardaki baskının büyük ölçeği de gittikçe daha fazla açığa çıkmaktadır; ayrıca 1941 yılının gösterdiği gibi, Sovyetler Birliği'ne boyun eğiş, Alman saldırısını önlememiştir. Yukarıdaki seçeneklerden birinin seçilmesi, bağımsızlığın derece derece yitirilmesine izin vermek anlamına geliyordu. Polonya diplomasisi, yararlı savunma ittifakları kurabilmek için çok uğraş verdi. Büyük Britanya ve Fransa, güçlü devletler sayılıyorlardı. Onlar da yardımdan kaçındığına göre, Almanya'yı durduracak kimse kalmamış oluyordu. Jozef Beck'in politikası, Polonya'yı Alman saldırısından koruyamamıştı. Ama, bu saldırıyı bir Avrupa ve dünya meselesi haline getirmişti. Polonya ile ittifak kurmuş Batı Avrupa devletleri Büyük Britanya ve Fransa, 3 Eylül'de III. Rayh'a savaş ilan ettiler. Polonya ve Almanya arasındaki anlaşmazlık, en sonunda appeasement (yatıştırma politikası) denilen politikayı bitirerek, dünya savaşı evresine geçmişti.

Alman Rayhı, savaş ilanında bulunmadan, böylece de 1907 yılında III. Haska Konferansında savaş ilanı prosedürüne ilişkin kararları ihlal ederek Polonya ile savaşa girmişti. Polonya'ya dayatılan savaş, bir başka ululararası yükümlülüğün de, altında imzası bulunanların ''uluslararası anlaşmazlıkları halletmek amacıyla savaşa başvurmayı'' kınadıkları ve ''karşılıklı ilişkilerinde bir ulusal politik aparat olarak'' savaşlardan vaz geçtikleri 1928 tarihli Paris Anlaşması'nın hükümlerinin de ihlali demek oluyordu.

İnsanlığa karşı suç eylemi, bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşiyordu.

Polonya ve Almanya arasında savaşın patlak vermesi, Stalin'i Polonya ve uluslararası kamuoyu önünde kartlarını açmaya götürmedi. Büyük bir kararlılıkla mücadele veren Polonya Ordusu'na destek olunacağına dair boş vaatlerde bulunarak, sözde içten bir tarafsızlık tutumu içindeydi. Sovyet hükümetinin savaşın ilk iki haftasındaki tutumu, onun savaşan Polonya'ya yardım kampanyasına katılım vaatleri, 17 Eylül 1939'dan sonra, doğu duvarı denen bölgeyi savunan ve yeterli irtibattan yoksun Polonya müfrezeleri arasında önemli bir yanlış haber ve yanıltma metni oluşturmuştu.

17 Eylül, sabah erken saatlerde, SSCB Dışişleri Bakanlığı halk komseri vekili Wladimir Potiomkin, Büyükelçi Waclaw Grzybowski'yi çağırmış ve ona Molotow tarafından imzalanan, Sovyet harekatının gerekçelerini içeren bir nota vermeye çalışmıştı. Bu notanın metni, verilmeye çalışılmasından kısa bir süre önce, Stalin tarafından Almanya'nın Moskova Büyükelçisi Schulenburg'un düşünce ve dileklerine göre kaleme alınmıştı. Notada, çeşitli ikili ve çok taraflı yükümlülüklerin ihlal edilmesi, ''Polonya Devleti'nin ve hükümetinin fiilen ortadan kalktığı'' gerçeğinin getirdiği bir tepki olarak, aldatıcı kanıtlara dayandırılmıştı. Buna ek olarak, Polonya'nın yıkılmasından sonra tehditle karşı karşıya kalan ''Beyaz Rusyalı ve Ukraynalı kardeşlerin'' savunulmasına dair uyduruk bir kanıt da ileri sürülmüştü.

Sovyet saldırısının bir gün öncesinde Polonya Ordusu'ndaki asker sayısı, 1 Eylül'e göre %50 azalmıştı. Bu güçlerden yarısı, Vistül'ün batısında savaşıyordu: Wybrzez'de (yaklaşık 12,5 bin), Varşova ve Modlin Kalesi savunmasında (yaklaşık 90 bin) ve Brzura kıyısında (yaklaşık 135 bin). Başkumandanın emrine uygun olarak, 200 binden fazla erbaş ve subay sürekli çarpışarak Polonya-Romanya sınırını oluşturan köprü yönünde güneydoğu savunma üçgenine çekilmişti. Yaklaşık 200 bin kadar ve çoğunluğu silahsız asker ise Polonya-Alman cephesi hattından doğuya doğru yedek merkezlerinde bulunuyorlardı.

Polonya topraklarına giren Sovyet müfrezeleriyle büyük ölçüde içinde bulunulan duruma göre şekillendirilen Polonya savunması arasındaki en çetin çarpışmalar, cephenin kuzey kısmında oldu. Buradan Macaristan'a ve Romanya'ya geçmek tümüyle hayaldi; ancak Başkumandanın emrinde adı geçmeyen Litvanya ve Letonya gibi devletler hesaba dahil olunca, bir grup Polonya müfrezesi için bu hayal gerçek oluverdi. Polesie ve Wolynie'de, ardından Lubelszczyzna'da yedi bin kişilik derleme KOP /partizanlar/ grubu kıran kırana savunma savaşları verdi. Sürekli vuruşarak çekilirken, 1 Ekim'e kadar (grubun dağılma tarihidir) Szackie ve Wytyczno'da iki büyük savaşa ve birkaç tane ufak çatışmaya girişmişti. Keza Sovyet saldırısının ilk üç gününde, Polesie'de KOP'un ''Karacalar'' alayı da kıran kırana savaşlar vermişti. En büyük savaşlardan birisi 21 Eylülü 22 Eylüle bağlayan gece, 101. sipahi alayının, ezici bir üstünlükle saldıran Sovyet kuvvetlerini birkaç saat boyunca durdurduğu Kodziowice'de gerçekleşti.

21 Eylülde saldırganlar, 1939 Ağustos'unda Pisa, Narew ve San nehirleri boyunca çizilen sınırı aşmış bulunan Alman Ordularının geri çekilme tarihlerini ve biçimini belirleyen bir anlaşma imzalıyorlardı. Belirlenen sınır ayrımının yeniden düzenlenmesi sonucunda, 23 Ağustosta, Lubelszczyna'nın Stalin'i daha fazla memnun eden Litvanya ile değişimi gerçekleştirildi. 28 Ağustosta Moskova'da ''Sovyetler-Almanya Sınırlar ve Dostluk Anlaşması'' ile birlikte iki gizli, bir tane de yarı gizli anlaşma imzalandı.

Aynı anlaşmayla, anlaşmanın her iki tarafının ''eski Polonya devleti'' topraklarındaki çıkar alanlarının kesin sınırları detaylandırıldı, gerçekleştirilen yağmalama ise ''uluslarımız arasında dostluk ilişkilerinin ilerideki gelişimi için bir temel'' sayıldı.

Ek:
Sovyet-Alman Saldırmazlık Anlaşması'na Ek Gizli Protokol,
Moskova, 23 Ağustos 1939


(...) Madde 3. Polonya Devleti'ne dahil olan alanların siyasal açıdan yeniden biçim değişikliğine uğraması halinde, Almanya ve SSCB'nin çıkar alanlarının sınırı Narwa, Vistül, San nehirleri boyunca uzanacaktır. Bağımsız Polonya Devleti'nin korunması ve bu devletin sınırlarının biçimi her iki devletin de çıkarına mıdır sorusu, yalnızca ilerideki siyasal gelişimin seyrinde kesin biçimde yanıtlanabilir.

Londra Foreign Office arşivinde bulunan (Almanya'da 1945'de ele geçirilmiş) orjinalinin fotokopisine göre Rusça'dan tercümedir. Reprodüksiyon J. Zaranski, Jan Szembek'in günlük ve dosyalarından, cilt IV, Londra 1972, s.759.

SSCB Polonya ile arasında bulunan anlaşmaları geçersiz kılıyor. Polonya'nın Moskova Büyükelçisine 17 Eylül 1939'da verilen Sovyet Notası

(...) Polonya Devleti ve Polonya hükümeti fiilen varlığını yitirmiştir. Bununla beraber Polonya ile SSCB arasındaki anlaşmalar da bağlayıcılık hükmünü yitirmiştir.

"İzvestiya", Moskova, 18 Eylül 1939. (Rusça'dan tercümedir). Yeni basım: Polonya-Sovyet İlişkilerine Dair Belge ve Dökümanlar, cilt VII, Varşova 1973, belge 105. Almanca eşi: Dokumente zur deutschen auswartgen Politik. Serie D, t.VII, dok. 228 (Baden-Baden 1956).

Çeviri: Osman Fırat Baş





Ana Sayfa / Main Pageİletişim / Contact